Kayıtlar

🔥 Beni Bıraktığı Gün, Yaşam Onu Bıraktı

  O benim için bir kayıp değildi. Beni bırakıp gitmesinin tek sebebi, kaybedenin ben olduğuma inanmasıydı. Oysa insan, gerçeği en çok uzaklaştığında görür. Ve o da gittiği gün anladı: Gerçek kayıp bendeki izlerde değil, kendisinde açılan boşlukta gizliydi. Onu hayatıma aldığım anda yaşam benden yavaşça çekildi; ölüm omzuma bir dost gibi yaslandı. Bir mezar kadar soğuk, bir yalnızlık kadar ağır kokuyordum. Ama yine de yüzümü ondan çevirmedim, çünkü sadakat bende doğuştan gelen bir yaraydı. O benimle yürürken yaşam ondaydı, nefesinin kaynağı bendim. Ama insan bazen en yakınındaki iyiliğe en kolay nankörlüğü yapar. O da öyle yaptı. Ve nankörlüğün bedeli gidiş gününde kesildi: Yaşam onu terk etti, ölüm onun peşine düştü. Benimle yıllarca dolaşan karanlık bu kez onun ruhuna çöktü. O gitti; ölüm beni bırakıp ona gitti. Yaşam ise onun kaçtığı yerden sessizce bana geri döndü. Aslında onun gidişiyle ben kaybetmedim. Kendini kaybeden, benim yokluğumla yüz...

🧠 Aklın Serveti

  Toplum, zenginliği bir üstünlük gibi dayatır; fakirsen seni görmezden gelir, hatta yok sayar. Ama senin yapman gereken tek bir şey vardır: Aklını kullanmak. Aklını kullandığında zekâyı keşfedersin. Keşfettiğin o zeka, sana öyle bir zenginlik getirir ki… Bir gün gelir, seni küçümseyen o toplumu parasıyla değil, aklınla satın alır, onların kullandığı oyunu sen kurarsın. Unutma  En büyük zenginlik para değil, akıldır. — Ferzan Maral

🖋️ Bir Yazarın Kendinden Vazgeçişi

  Saat sabahın beşi… Yazdırdığın kitabın sayfalarına iki anlamlı cümle ekledim; ama içimdeki boşluk o cümlelere bile sığmadı. O an anladım ki, ben kelimelerden değil, kendimden uzaklaşmışım. Sensiz, kalemim kırık… Sanki yazının damarında dolaşan siyah mürekkep çekilmiş, harfler yetim, cümleler öksüz kalmış gibi. Sen giderken sadece yüreğimi değil, aklımı da alıp gittin; geriye düşünmeyi bile unutan bir sessizlik bıraktın. Ve sabahın beşinde sensizliği fark edince, vazgeçmek bile bir karar olmaktan çıktı. Artık ne kalan cümlelerin anlamı var, ne de kendime tutunacak bir yanım. Yine de bilirim… Kırılan her kalem bir gün yeniden bir cümle bulur kendine. Ama o gün gelene kadar tek gerçek şudur: Ben senden değil, kendimden vazgeçtim. — Ferzan Maral

Mutluluğu Getiren Neydi? ✨

  Para mı… güven mi… güç mü… sadakat mi… Neydi gerçekten mutluluğu getiren? Belki de insan, ömrü boyunca yanlış kapılara vurduğu için bulamıyor cevabı. Para bir yere kadar, güç bir zamana kadar, sadakat bir insana kadar yetiyor. Ama mutluluk… Mutluluk hiçbir zaman tek bir şeye bağlı olmadı. İnsanın içindeki huzur kırıldığında, ne para tamir eder ne güç onarır. Güven kaybolduğunda sadakat bile çaresiz kalır. Belki de mutluluğu getiren şey; kaybettiğinde içini yakmayan, sahip olduğunda da seni değiştirmeyen o sade dengeydi. Ve belki de en büyük yanılgımız şuydu: Mutluluğu dışarıda ararken onu içimizde öldürdük. — Ferzan Maral

🐕 Ferzan’a Merhameti Miras Bırakan Cınavır 🐕

  Cınavır… Gençliğimin en güzel günleri seninle geçti. Seni ölüm benden alıp götürdü, ama ben hâlâ seninle yaşadığım anları hayal ederek yaşıyorum. Yürüyen bir karınca görsem, kanat çırpan bir kuş görsem aklıma sen gelirsin. Sen yaşarken onların her hareketini birlikte seyredip nasıl gülüyorsak, şimdi de aynı gülümseme geliyor yüzüme. Senin sayende her canlıyı sevdim; insan dışında her canlıya merhamet etmeyi senden öğrendim. İnsanlara karşı merhametim bile seninle bir nebze filizlendi yüreğimde. Fakat sen öldükten sonra mezarına edilen hakaretleri, insanların birbirini nasıl kullandığını gördükçe o filiz, yüreğimde kendiliğinden çürüdü ve yok oldu. Biz dünyanın menfaatinden uzaktık. İnsanların kurduğu kalabalık dünyaya ait değildik. Kendi küçük dünyamızda mutluyduk. Ben de mutluydum seninle. Sen öldün… Ben maddi gücümü kaybettim… Ve yeniden insanların çıkar taşlarıyla örülmüş duvarlarına çarpmaya başladım. Her karşılaştığım yüz, her gördüğüm menf...