Kayıtlar

Aforizma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Su Rüyası

  Kara bir düzen anlaşılması, Anlatması her şeyi zor. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, Nokta bu olsa gerek. İçimde affedemediğimi, Ne varsa bir kenara ittım. Susuyorum! Neye sustuğumu bilmeden. Konuşsam sanki, Anlayacakmış gibi halleri olsa da anlaşılmıyorum. Zaten boğazımdaki yumru da buna hiç müsaade etmiyor. Sahi neydi gerçek olan? Attığım adımlar mı? Yoksa her şeyin tokat gibi yüzüme vurulması mı? Neydi doğru olan? Herkesin doğru bildiği, Yolda yürümek miydi? Yoksa kendi kafamda, Olan yolda yürümek mi? İçimdeki hırs, öfke, nefret… Neydi bu duyguların sebebi? Ağlamak istememin sebebi, Anlamıyorum, anlayamıyorum. Duygularım mı delirdi, ben mi? Kafamın içindeki zarar verme isteği de ne böyle? Sanki canımı yaksam Geçecekmiş hissini veren bu sızı da ne böyle? Algılamakta zorluk çekiyorum artık. Biraz önce içimden mi konuştum? Yoksa dışımdan mı? Sabah ne yemiştim ben? En son ne zaman mutlu olmuştum? Ne zaman içtenlikle gülmüştü yüzüm? Sahte miydi,...

🌿 “Her Son, Bir Başlangıcın Fısıltısıdır

  Kimi zaman insanlar da, ağaçlar gibi, baharın sonuyla gelen hüznü yaşar. O hüzün, sessizce gönül kapısından içeri süzülür, yüreğe saplanır. Ve tıpkı sonbaharda dökülen yapraklar gibi, insanların da umutları, mutlulukları ve yaşama sevinçleri bir bir yere düşer. Ne var ki… Bazı insanlar, ağaçlar gibi değildir. Toprağa düşen o umutları, mutlulukları yeniden yeşertemezler. Oysa ağaçlar, sonbaharı hiçbir zaman bir son olarak görmez. Onlar, döktükleri yaprakların ardından, yeniden yeşereceklerinin sırrını bilirler. Her defasında, yeniden kök salmanın sabrını taşır, her defasında, yeniden doğmanın cesaretini gösterirler. Çünkü bilirler ki; her sonbahar, bir başka baharın habercisidir. Ne yaşarsanız yaşayın, hangi fırtınalar yüreğinize dokunursa dokunsun  asla pes etmeyin. Çünkü yeniden yeşermek, insanın da doğanın da en büyük mucizesidir. Ferzan Maral

Yaşam ile Ölümün Sessiz Çığlığı

  “Neydi ölüm denen o ürkütücü cümle? Neydi yaşam denen mutluluğu hissettiren kelime? Neden ölüm, yaşamın ilk nefesinden hemen sonra gölge gibi yanı başımızda var olur? Hiç sorduk mu kendimize, ‘Niye?’ diye… Sorduğumuzda fark ederiz ki: Ölüm, yaşam kadar değerli midir? Ya da sizin için ölüm, yaşamın eksik kalan yarısı mıdır? Benim için öyledir… Çünkü yaşamı sevdiğimiz kadar, ölümü de kabullenmeyi, sevmeyi öğrenmeliyiz. Ama her ikisinin de ötesinde insana verilmiş kutsal bir emanet vardır: can. O can, yaşamdan da ölümden de yücedir. Çünkü sana bahşedilen emaneti kendi ellerinle feda etmemelisin. Eğer edersen, hem yaşamını hem de ölümünü kirletirsin; ve insan, emanete ihanet ettiğinde aslında kendi ruhunu ebedi cehenneme sürükler.” — Ferzan Maral

Umut

  İnsan, yıllarca umut ettiği şeyi arar, bulamadığında ölümü ister. Ama onu bulduğu an, ölmek istemez artık; ölümden korkar, çünkü yanında, o umuduyla geçireceği en küçücük anın bile değerini bilir. O anı yaşadıktan sonra yaşamı sevmeye başlar, çünkü umut böyledir: onu bulduğunda sonu olmayan bir yol istersin. Ve elinden tutup o yolda sonsuza dek yürümeyi… Umut, insana hemen bir şeyleri inşa ettirir, sevgisini büyütür. — Ferzan Maral

Bir Çocuk Tanıdım

“Bir çocuk tanıdım; bir yanında sağcılar, bir yanında solcular vardı. Her iki tarafa kucak açıyordu, yüreğindeki çocuksu masumiyetle onları sarıyordu. ‘Neden iki tarafa da kucak açıyorsun?’ diye sordum. ‘Ben çocuk yanımı kaybetmedim henüz,’ dedi. Oysa yetişkin her iki toplum, o çocuğun yaşaması için el ele vermesi gerekirken, birleşip o çocuğu katlettiler.” Ferzan Maral

O Gitti, Gönlümdeki Irmak Kurudu

“Onu kaybetmekten hep korktum; çünkü bilirdim, onu kaybetmek, benliğimi kaybetmekti. Ve o gitti… Gönlümde çağlayan ırmak kurudu. Yüreğimdeki yeşil yapraklar sararıp döküldü, her biri, bir acı hatıra gibi toprağa karıştı. Onun gidişiyle yüreğim aklıma, aklım yüreğime düşman oldu ve ben kendimi kaybettim.” Ferzan Maral