Kayıtlar

Kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kabul Edilen Sessizlik

  Yine yüreğimin en dip yerinde adı olmayan bir sızı var. Sorular çoğaldıkça cevaplar hayattan çekildi; çünkü bazı sessizlikler kendiliğinden oluşmaz. Bu sessizlikte öğrendim ki adalet, doğduğum yerde sessiz yazıldı. Daha ilk nefeste neyi görmezden geleceğim, neyi sineye çekeceğim belliydi. Adaletsizlik sokaklara hâkim oldu, hak duvarlarda asılı kaldı. Böyle bir yerde insan sesini nereye bırakacağını bilemez. Bu yüzden varlığımın temas etmediği yerlerde durdum, gerçeği olmayan umutlarla savaştım; çünkü başka bir alan bırakılmamıştı. Bu savaş ne beni yüceltti ne de yok etti. Savaş beni eksiltmedi, ama erdemli de kılmadı. Sadece şunu öğretti: aydın yüzlerin kalbinde büyütülen karanlığı tanımayı. Sonra fark ettim, acı artık kimsenin yükü değildi; sessizlik herkesin ortak dili olmuştu. Kalabalıklar büyüdükçe sorumluluk eridi, suç sahipsiz kaldı. Herkes kendi derdine yüksek sesle tutunurken, başkasının yıkımı sessizce geçiştirildi. İnsanlık,...

🕯️ Unutulmayan Kadın

  Ve yine dedim ki: Gitti hayallerim. Uçurtmamın ipi o gün koptu, Zaman dişlerimi tek tek söktü, Gülüşlerim karanlıkta İz bırakmadan kayboldu. Ben, Ben olmaktan vazgeçtim. Bekleyişlerim vardı; Hepsi kül oldu. Adını hayat koydum bu yanışa, Çünkü sen gittikten sonra Ölüme sarılmak istedim. Ama ölüm bile geri çevirdi beni. “Sen başkası için ölmüşsün,” dedi, “Ben yaşayan bir ölüyü almam.” İşte o an öğrendim: Sevmek, bir tür mahkûmiyetti. Adı hayattı bunun, Ama sonu yoktu. Yaşamla ölüm arasında, Bir uçurumun kenarında Askıda kaldım. Soruyorum şimdi: Hangi ilham perisi unutturur seni? Kalemimin mürekkebi bile Adını yazmaktan vazgeçmezken, Ne münasebet Unutur muyum seni? Herkese kör olurum, Sağır, dilsiz kalırım; Ama yine de Kaybetmem seni. Bir tebessüm yeterdi belki, Bir bakışında erirdim Avuçlarında. Aynı gökyüzünde Farklı hayatlar gibiyiz artık; Kavuşmak bile yasak. **Gece inerken içime Şunu öğrendim: Bazı vedalar söylenmez, Bazı isimle...

🖊️ Kalem

  Korkularım vardı; dünyanın unutulmuş bir köşesinde tek başına titreyen yetim bir çocuk gibi. Ben senin şefkatine sığınmış, kalbinin gölgesine yaslanmışken, sen beni sessizliğin en dipsiz çukuruna attın. O an, yüreğimin ışığı söndü; karanlık içimde büyüdü, gölgelere adımı fısıldayan soğuk bir boşluğa dönüştüm. Gömüldüğüm o karanlıkta tek tutunduğum şey kalemin soğuk nefesiydi. Çünkü insanı bazen insan değil, karanlığın içinden yükselen kendi kelimeleri kurtarır. Her dokunuşumda acı mürekkeple buluştu; beyaz sayfa karardı, sanki gecenin kendisi parmaklarımdan akıyordu. Ve kalemimin son dokunuşu, kırılan yüreğimin küle dönen sesinden geriye kalan tek izdi. Siyah bir iz… Beyaz bir sayfaya düşmüş sessiz bir çığlık gibi. Ferzan Maral