Kayıtlar

İlham etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bıraktığın Acıyı Mısralara Sığdırdım

  Yokluğun bir anda olmadı, yavaşça çöktü içime. Sesini kısmış bir gece gibiydi; ne bağırdı ne gitti. Konuşmak istedim. Kelimeler yerini bulamadı. Çünkü bazı gidişler anlatılmaz, insanın içinde ağırlaşır. Sol yanıma dokundun. İnsanın kendini savunamadığı yere. Orada kalp hızlanmaz, yorulur. Nefes alınır ama yetmez. Dinleseydin, belki zaman biraz dururdu. Sabır, iki kalp arasında ince bir boşluktu; sen geçtin, ben o boşlukta kaldım. Sonra eksildim. Sessizce. Kanamadım, ama içimde bir şey derin derin çöktü. Bir kez sarılsaydın, yokluk bu kadar ağır olmazdı. Kaybettim. Seni değil yalnızca, kendimi de. Sesim içime döndü. Duyuyor musun dedim, cevap gelmedi. Belki sen sustun, belki ben artık nefesimi tutuyordum. Yollar anlamını yitirdi. Gidecek yer nefes isterdi. Bende azaldı. Geceler soluma yaslandı, ben karanlığa alıştım. Kokuna hasret kaldım. Çünkü koku, gitmeyen bir hatıradır. İnsan bazen bir anıya bile tutunarak yaşar. Varlığın...

🕯️ Sessizlik

  Beni anlasan diyorum, kelimeleri incitmeden, suskunluğumu bölmeden… Çünkü insan, en çok konuştuğunda değil, en çok sustuğunda kendisi olur. Söylemediklerimi duysan, dağılmış yanlarımı hiç ses çıkarmadan toplasan; bil ki bazı yaralar anlatılmak için değil, fark edilmek için vardır. Bir gün ayağa kalksam, dilim titreyerek çözülse, sözcükler yarım kalsa boğazımda; çünkü her hakikat taşınabilecek kadar hafif değildir ve her cümle söylendiğinde eksiltir insanı. Ben, kendimi bile tamamlayamamışken, beni anlayanı aradım. Oysa belki de sorun, anlaşılmak istememekti; çünkü anlaşılan insan artık saklanamaz. Ne bir sokak verdi bana onu, ne de bir kalabalık. Kalabalıklar, yalnızlığı gizlemenin en gürültülü yoludur. Kimsesizlik, omuzlarıma çöken adı konmamış bir ağırlık oldu. İnsan bazen hiç kimse olmayarak herkesten kurtulur. Yazmak, anlam bulmak için değil, anlamsızlığa dayanabilmek içindir Ferzan Maral 

✨ Sessiz Aşkın Mısraları

  Bir gece vaktiydi, gecenin en kör, en derin anında yalnız sessizlik ve yanımda yalnız sen vardın. Gözlerim senden başkasına değmezdi, sesinin her tınısına vurulmuştum. Her nefeste, her dalgın bakışta, senin hayalinle avunurdum. Sevmek ne büyülü bir şeydi, sadece sevmek derdim. En karanlık anlarımı bile seninle aydınlattım, seninle güzelleşti her şey. Belki fazla süslü sözler bilmem, ama sana bakınca o gülüşlerin hep aklımı alır. Söylesene, hangi rüzgâr seni bana getirdi? Aklımı, kalbimi usulca senin kölen etti. Seninle geçen en güzel vakitler anlatılmaz, senin o keşfedilmemiş güzelliğini ben keşfettim, ve keşfettiğim o güzelliğin bana yeni mısralar hissettirdi. Ve ben o mısraları kitaplara sığdırarak ölümsüzleştirdim. Ben seni seviyorum, evet, sensizken bile seni seviyorum. Ferzan Maral 

🥀 Ölümün Parçası

  Anneciğim, ruhumun derinliklerinde bir yorgunluk var, Her gece yeniden işlenen bir cinayete dönüşüyorum. Ama hiçbir sabah, o yatakta ölü bulunmuş değilim; Sanki her seferinde hayaletimle uyanıyorum. Sokaklar bana yuva oldu, ama kendime bile sığınamadım. İçimi yakıp kül ettiler, anne; herkes “güçlüsün” diyor, oysa gücüm tükendi. Gülüşümün güzel olduğunu söylüyorlar, Ama gülmek bana yakışmıyor anne. Gülmek seni geri getirmiyor, beni sana kavuşturmuyor. Şimdi sen yoksun ya yanımda, en kuytuda kaybolmuş gibiyim. Başımı her yastığa koyduğumda, çocukluğumun türküleri gelir aklıma; o günlere dönmek isterim. Kırılmış bir buz parçası gibiyim artık; eskiden ele avuca sığmayan, deli dolu biriyken şimdi sensiz soğuk bir mezar taşı gibiyim. Ferzan Maral